Önbakış: İşte intikam sagasının sonu. Her ne kadar bu saganın parçası olarak gözükse de aslında hiçbir alakası yok. Yazmaya başladıktan sonra ara verdiğim bu hikayeye daha sonradan devam etmek için gereken gazı kendimde bulamadım. İntikamın da bir dozu vardı sonuçta, Erdem alacağını almıştı. O yüzden, en azından düzgün bir yerde keseyim, diye bir kaç cümle ekleyip bitirdim. Bu yüzden de diğer hikayelere göre daha bütünlüklü bir yapıya sahip olmasına rağmen ucu çok daha açı...
------------------------
Tükürükler saçarak dört bir yana böğürdü. Sabahtan beri yazdığı sınavlar aklını kaçırmasına sebebiyet vermişti. Çevresinin kendisine yöneltmiş olduğu bakışlara aldırmadan, yerinden kalkıp doğruca sınıftan çıktı. Öğretmenin o an sınıfta olması onu hiç ilgilendirmemişti. Tek derdi bir an önce, kadim binanın terasına çıkan merdivenlere ulaşmaktı. Var gücüyle koştu; o an koridorda bulunan bir kaç kişinin kendisine şaşkınlıkla bakmasına sebebiyet vererek. Ama nevri dönmüştü bir kere, çevresinde olup bitenler hiç mi hiç umrunda değildi.
Koridorun en sonundaki dar girişe ulaştığında, arkasında merdivenlerin durduğu yıpranmış ahşap kapının kilitli olması beklediği bir şeydi. Okul yönetimi bu merdivenlere hiçbir öğrencinin ulaşmasını istemiyordu. Bu yüzden girişi koruyan kapının daima kilitli olmasını buyurmuşlardı. Çocuk “Neden acaba?” diye düşündü, okkalı bir yumrukla kapıyı kıymıklarına kadar parçalarken.
Okulun ücra bir köşesiydi burası. İkinci katın en sessiz, en karanlık köşesi… Hademeler bile nadiren gelirlerdi buraya. Öğrenciler kapının kilitli olduğunu bilirlerdi elbette, ama kapı olmasa bile oraya adım atmaları şüpheyle karşılanacak bir olay olurdu. Garip bir tekinsizlikti herkesi oradan uzak tutan. Kimse merdivenlerin tırmandığı yerde ne olduğunu bilmeye pek hevesli değildi.
Çocuk karanlığın içine yükselen merdivene baktı bir an şüpheyle. Duvara sabitlenmiş, paslı bir merdivendi karşısında duran. Onun hayal etmiş olduğu şey ise, karşısında okulun diğer mermer merdivenleri gibi bir merdiven bulacağıydı. Önceki sene mezun olmuş iki arkadaşının dedikleri geldi birden aklına: “Terasa çıkan yolu bulduk. Herkesin oraya çıktığını düşündüğü yol değil.” Bu yolun nerede olduğunu söylememişlerdi ona. O da inanmamıştı zaten arkadaşlarının dediğine. Sadece onu, şu an yerde parçalar halinde duran bu ahşap kapının ardında ne olduğunu merak etmekten caydırmaya çalışmış olmalılardı. Herhalde bir şekilde yakalanmış ve cezalandırılmışlardı. O yüzden aynı şeyin genç arkadaşlarının başına gelmesini istememişlerdi. Hafifçe tebessüm etti onları anarken. “Sağ olun..” diye geçirdi aklından, onların onu korumaya çalıştığından emin olarak, “..ama bu terasa ne yapıp edip çıkacağım!”.
Merdiven eski olmasına karşın yeterince sağlam gözüküyordu. Boğucu ve rutubetli havaya aldırmadan tırmanmaya başladı. Cebinde acil durumlar için bulundurduğu ufak fenerin ışığıydı ona öncülük eden. Dört bir yanı kaplamış örümcek ağları, buraya uzun süredir kimsenin gelmediğini kanıtlar nitelikteydi. “Acaba biri görmüş müdür?” diye geçirdi aklından, ama sonra hiç umrunda olmadığını fark etti.
Tırmanış beklediğinden çok daha kısa sürdü. Merdivenler onu çok dar bir koridorun girişine ulaştırmışlardı. Terasa ulaşması için bir müddet daha tırmanması gerekiyordu kuşkusuz.Önünde uzanan koridorun kendisini başka bir merdivene ulaştıracağını bekleyerek ilerlemeye başladı. Önce koridor hiçbir yöne sapmadan devam etti. Bir süre sonra keskin bir sola dönüşle zeminin meyli yukarı doğru hissedilir şekilde arttı. Koridor yukarıya doğru yönelmişti. Çocuk, bunu iyiye işaret olarak görüp adımlarını hızlandırdı. Karşılaşmayı umduğu merdiven çok uzakta olamazdı. Yirmi adım kadar ilerlemişti ki az ileride koridorun bir açıklığa ulaştığını görerek koşmaya başladı. Onu terasa ulaştıracağını düşündüğü merdiven orada olmalıydı.
Çocuk, hızla koridorun açıklığa kavuştuğu noktaya vardığında, bir an bir şeylerin ters gittiğini anladı. Önünde uzanan karanlığın ne olduğunu idrak ettiğinde neyse ki daha çok geç değildi. Refleksle taş koridorun duvarındaki bir çıkıntıyı kavradı. Bir ayağını da o an sabitlediği için, menteşesi etrafında dönen bir kapı gibi, vücudu koridordan çıkıp açıklığın dışta kalan duvarına çarptı. Fener tutan elini istemsizce, bir destek bulmak amacıyla uzattı. Şanslıydı; eline dayanan şeyin ne olduğunu sorgulamadan vücudunu geriye, koridorun içine doğru ittirdi. Yere düştüğünde bir müddet hareketsiz şekilde yattı. Kalbi yerinden fırlayacak gibiydi. Nihayet biraz olsun sakinleştiğinde sürünerek koridorun boşluğa açıldığı yere geldi. Düşürmemiş olduğuna sevindiği feneri aşağıya doğru tuttu, ama fenerin gücü bir zemin görmesine el vermedi. Yukarıya baktığında ise koridorun tavanının açıklığa uzanarak devam ettiğini gördü...
Kahpe Papağan Satınca Hikayeleri #6
EPILOGUEHEUEHUEHE
Açıklığın sonunda anlam veremediği bir kapalılık vardı. "Şaka mı lan bu?" diye düşündü yüksek sesle. "Lanlu lunlu konuşma, çarparım elimin tersiyle!" diye yankılandı sesi. "Pardon abi." dedi çocuk ve bir milisaniyelik zaman diliminde karanlıklar prensine dönüşüverdi. Karanlığın ise buna cevabı pek yaman oldu:
İki tane karamelli tortellini, var oluşlarının getirdiği dinginliğin bir yansıması olarak filistin kablumbağası yorumlamaya başladılar. Holoskopik bir yaşam formu bu hayretler uyandırıcı fenomeni ağzı bir karış açık izlerken üzerine bastığı bir fille astral seyahatın doruklarını zorladı. İşte tam o anda ne olduysa oldu. Sonra baktı ki kimse iplemiyor, hüngür hüngür gülmeye başladı. Novandaz ise adeta hoşnutsuzluğun bir sembolü olarak yerlere aktı. Tüm bunlar yaşanırken, herkesin gözünden kaçırdığı bir halk kahramanı marksizmde çığır açacak bulgularla koordinasyonu sağladı.
Karanlıklar prensi bu manzara karşısında çaresiz kalmıştı. Önce bir kioskun arkasına saklandı, sonra da dört bir yana fırfırlı davlumbaz fırlatmaya başladı. Davlumbazlar 1812 uvertürü eşliğinde incelikle nişanlanmış hedeflere doğru yol alıyor, sonra hıyanet ve delalet içinde yitip gidiyorlardı. Pasifik ve Turuncu tahta süngeri, guuhk, nazgül ve daha kim bilir niceleri vakumlu anakonda kırbaçlarına davrandılar, ama çok geç kalmışlardı:
Dispanser, bir mukavva çevikliğiyle peyzaj mimariyi literatürden silerken, pire Erdem'in kafasına atlamakla yetindi...
Etiketler: bütünlüklü yapı, kahpe papağan, koridor, merdiven, Novandaz, Pire, sınav yazmak, silent hill, teras
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder