Önbakış: Üçüncü hikayenin beklediğimiz gibi olmamasından ötürü, öze dönmeye karar verdik. Hoş tabi "öz" diye bahsettiğim, yine iki kişi olarak yazmış olmamız. Hem de ne yazmak. Kareli A4 sayfasının her satırını küçücük yazmaya özen göstererek doldurduk. Sayfanın kenarına da "-Tek rakibimiz Şekspir..." diye eklemeyi ihmal etmedik. 627 kelimelik, bu ilk dev hikayemiz aynı zamanda, birbirimizin yazdığı paragrafları görmeden yazdığımız son hikaye olmuştur.
------------------------
fragman
maersk
"Farkında mısın, artık sinirlerimi bozmaya başladın. Mantıksız laflar ettiğini bile bile konuşmaya devam ediyorsun!" Yosun Bey'in siniri, onu zıvanadan çıkarmıştı. Tebeşir ise onun söylediklerine aldırmadan konuşmaya devam ediyordu. Cebinden çıkardığı Boeing'i ufuğa doğru patladı. Uçuk çok şiddetli bir şekilde uçtu. Yolcular gökyüzüne fırladı.
Sonra bunu gören Mariah Carey, Thomas'a bir Osmanlı tokadı yapıştırdı. Olayın şokunu atlatamayan uzay sümüklüböceği fatih sultan memed köprüsünden aşağı atladı. Halk onun, kedilerin açıklanamayan psikonörolojik bakımsızlıklarından kaynaklandığını sandı. Oysa gerçeği sadece resim çantası biliyordu. Bildiklerini pinokyoya anlattığında, pinokyo bir gardroba dönüştü ve herkesi dehşete düşürdü. Düşen herkes çok yaralandı. Herkes bir çeşit muzdu ve rengi benekli turuncuydu.
Aslında kibrit çöpü bunların olmasını zaten bekliyordu. Guuğhk'a şüpheli gözlerle baktı. Bacaklarına sürünen kediye bir tekme attı. Kedi de ona pati attı. Sinirlenen kedilerin patilerini atabildikleri bütün ansiklopedilerde yer alan bir bilgiydi. Sonradan bu pati yeniden çıkardı. Kedinin patisi yerdeki son çırıpınışlarını sergilerken, büyük alkış topladı. O artık ünlü bir patiydi. Ardı ardına teklif yağmaya başlamıştı. Pati şemsiyesini açtı, sonra da kapadı. Teklifler bitmişti. Kurabiyenin üzerinde yürüyen bir köpek patiyi şevkatli kollarına aldı. Kollar kendinden geçti. Zevkle bağırmaya başladılar.
Bunu büyük bir ilgiyle izleyen Kermitin dizlerinin bağı çözüldü. Çözülen bağları tekrar düğümleyen Kermitin dizi yokoldu, çünkü reklamlar başlamaktaydı. Korkuyla koltuğuna yapışan tencere yapış yapış olmuştu. Bu bir tencerenin başına gelebilecek en korkunç şeydi. Magnezyum aromalı süper fırıldak bile tencereyi bu durumdan kurtaramazdı. Magnezyum aromalı fırıldak yeşil alevler saçarak dönmekteydi. Tüm karıncaların gözü onun üzerindeydi. Üzerindeki gözleri bir kenara attı ve kukuya seslendi. Kuku ölümcül bir hapşırıkla varolan her domuzu öldürdü.
Altıncı satıra kötü kötü baktı. Kasap satırı satırla kesti. Kesik satırın içinden boşalan harfler boşluğu doldurdu. Uzay kavramı literatürden silindi. Buna fena halde kafası bozulan onüç adet aptal hayalet her tarafa bubi tuzağı kurmaya başladı. Bir süre sonra kirpiklerle dolan tuzaklar intihar etmeye kalkıştı. Ancak bu eylem meclis tarafından geri çevrildi. O sırada olay mahallinden geçmekte olan poaça aromalı şeftaliler, ağızlarından çıkardıkları CD'leri nereye fırlattılar; o gün bu gündür bilinmez. Ancak kuşların osurduğu kesindir.
Sonra büyük bir gürültüyle patlayan zımbadan kanlar akmaya başladı. Çok acı çektiği belli oluyordu. Acı, çekile çekile folloş olmuş, uzamıştı. Bunu gören mektup açacağı kalemtıraşın yanına gitti ve zebraları yemelerini öğütledi. Oysa yıllık yazısı çoktan sandalyeye dönüşmüş ve feribotiçiç(ince espri) buna çok üzülmüştü. Çöp ağzına kadar doluydu ve burun ve kulaklarından da çöpler fışkırıyordu. Tam kalbinden vurulan bay kulak öksürük nöbetine tutuldu. Ona aşık olmuştu. Bay kulak ve öksürük nöbeti evlendiler ve mutsuz mutsuz yaşadılar galiba.
"Sote çekti canmh!" diye inledi. Ona bakan zombi teyze krallığın çöktüğünü sandı. Köpek kulübesinden çıkan bir adam, bahçeye mini elektrik santrali kurdu
satın aldı. Kurt tüm heybetiyle, bir elektrik santralini andırıyordu. Birkaç kendini bilmez benliklerinin sonsuza kadar kaybolduğunu o an anladılar. Kurt merhametsizce öttü. Polis, tesiri yüksek olan bu hakaret karşısında, çareyi mandalina mayonezi almakta buldu. Bu antiseptik silikon, hijyen sağlamakla kalmayıp, aynı zamanda plazma akıntısının füzyolojik kanat çırpma sorununu da halledebiliyordu. Guuğhk bakakaldı.
Bunu mutlu gözlerle izleyen kedicik annesine bir öpücük kondurdu. Hatta gecekonduydu. Bu yüzden belediye anne kediyi iş makineleriyle yıktı. Bu duruma çok sevinen tanzanya hipopotamı bir kilo kuru pastayı midesine indirdi. Kantinde çalışan marilyn monroe ise bir fırıldağı andırıyor ve şekli giderek bir küpe benziyordu. Max Payne ise bahçedeki kasırgadan kurtulmak için çırpınıyordu.
Sevinçle gözerini kırpıştıran Gaağhk, umutla uzaklara baktı. Sanki birisini bekler gibi bir hali vardı. Guuğhk bunun aptallık olduğunu düşünüyordu. Kantine çıkıp, Novandaz'ı aradı. Araştırma sonucunda Novandaz'ın bityeniği olduğunu anladı. "Bir bite bile yenilen birinden hayır gelmez." diye düşündü. Ona doğru büyük bir süratle yaklaşan eveti görmemişti. Evet, ona çok sert bir şekilde çarptı. Guuğhk yere serildi.
Sonra hep birlikte Bağdat Caddesine gidip piyasa yaptılar. Herkes onlardan korktu. Şişko kalorifer böcekleri bile. Üstüne basılan çanta tıslayarak oradan uzaklaştı. Kendisini bir denizanasına benzetmek için geçerli sebepleri vardı. Herşey gittikçe köpek mamasına dönüşüyordu. Bunu farkına varıldığında çok geçti. Köpek herkesi yedi.
# 4
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder