# 3

Önbakış: İkinci hikayeyi oluşturmak için kullandığımız yol çok hoşumuza gittiği için "Katılımcı sayısını arttırsak nasıl olur peki?" diye sorduk kendimize ve civardaki dört kişiyi de gazlayarak, yeni hikayede payları olmasını sağladık. Peki sonuç nasıl oldu? "Nerede çokluk, orada bokluk." diye boşuna söylememişler...

------------------------

fragman
maersk

ve diğer katılımcılar;
eren (bleak)
murat (ajmijj)
caner
aybek (oran)



Yetişkin zürafa o gün susamıştı. Bir değirmene gitti. Değirmen yukarı su taşıdıkça o da suları içmeye başladı.
Bunlara anlamadan bakan Guuğhk, kendini felsefeye verdi. Felsefe bu ahlaksızca teklif karşısında ne yapacağını şaşırdı ve "Burada!" diye bağırdı. Soğuk kış gecelerini aratmayan bir serinlik, sesine hakim oldu. Mumun titreşen alevi, rüzgarın etkisiyle söndü.
Hemen sonra da aybek bir kağıt parçası yedi. Karnındaki gurultuları novandaz bile duyuyordu. Büyük bir gürültüyle osuran enriküğ'den patırtılar geliyordu. Bundan korkan tornavida üstüne kazağını giydi ve gülümsedi.
Ve novdaz bezdi. Aslında novandaz asla bezmezdi. Bütün kutsal kitaplar öyle yazardı. Novandaz herşeyi görür ve bilirdi. Nasıl bezebilirdi ki? Belki de gerçek novandaz o değildi. Aklına ilginç bir fikir geldi.
Aniden anne babasını ziyaret etme dileği uyandı içinde. Bay Şemsi ve Bayan Şemsiye onu görünce öyle sevindiler ki, üzerine atlamak istediler. O, buna karşılık olarak trip attı. Ama fazla kaçırdı tribi ve gözlerini o kadar çevirdi ki, bayıldı. Artık o da bir Nazlı'ydı. Uyandığında anne-babası ölmüştü ve üzerinde kıymetlimiss duruyordu. O da taktı.
Su zürafaya çok mutlu bir his vermişti. Değirmenin kendinden kısa olduğunu fark etti. Belki ileride değirmen büyürdü ve boyları eşitlenirdi.
Sonra birdenbire arkasına baktı ve koskocaman yünlü mü yünlü bir koyun gördü. Koyunun arkasındaysa bir tane çoban vardı. Koyun "Beni kırpın, beni kırpın." diyordu. Düşünmeye başladı.
"Eheehuehu!" diye sırıttı. Ama boş benzin bidonuna kısılı kalmış köpek böyle düşünmüyordu. Bidondan çıkıp çılgınlar gibi koşturmaya başladı. Önüne gelene öpücük veriyordu. Sonucu kusmuk olan öpücükler çok büyüktü. Pis soba yılanlarının sığınacağı kadar büyük.. Yılan tıslayarak uçmaya başladılar.
İzcilikten gelen adamlar muz yerken bir kedi geldi ve bıyıklarını ovuşturdu. Bunu gören bay Yele, cinsiyetini değiştirip homozygot oldu. Muratın öksürmeye başlaması ise Nobel ödülüne layık görüldü. Bunu farkeden mor başlıklı novandaz can çekişti. Oysa uykusu gelmişti ve bulaşıkları yıkaması gerekiyordu. Saate baktı ve öldü. Artık herkes bowling topu yiyebilirdi. Halk sokaklardaydı. Yaşasın!
"Bana bak seni ayağımın altına alır, çorba aromasına bular, fermuar deliğinden geçiririm." Arazi mıntıkasına benzeyen tırnaklarını ısırmaya başlamıştı. Sinir, onu kontrolü altına almıştı. Ancak gümüş de yok değildi. Yırtılmış kağıt güzelliğinde parlıyordu. Bunu gören Wiiğhk'in gözleri kamaştı. Sonra da bir kumaş bulup, onu kamışla içti. "Hmm, ne lezzetli!" diye fikrini beyan etti. Oradan geçen bir orangutan ve ermiş kişi ona kızgın gözlerle baktılar. Buna dayanamayan yaşam formu, beresini kafasına geçirip, kabuğuna büzüldü.

Hiç yorum yok: