# 1

Önbakış: Orta sondayız. İEL'de bir çarşamba günü ve son iki saate girmiş bulunmaktayız. Ben de Erdem de sene başında çarşamba günleri son iki saatte rahat olmak için Haberleşme Kolu'na girmek istemiştik. Kolumuzla ilgilenen öğretmen, Herr Aulinger idi ve cidden de aldığımız istihbarat doğru çıkmıştı. Bomboş geçiyordu bu iki saat. Hatta bizim hayal ettiğimizden de boş...
Eh, can sıkıntısı söz konusu olduğunda insan gayet saçma şeylere başvurabiliyor. Biz de oturduk hikaye yazmaya karar verdik. Belli bir konusu olmayacaktı bu hikayenin, saçma sapan şeyler yazacaktık. Kareli defterimizden bir yaprak kopardık ve... İlk hikayemiz kısa bir süre sonra bitmiş vaziyetteydi. Kağıda bakınca yarısını benim diğer yarısını Erdem'in yazdığı görülse de aslında gayet homojen bir şekilde oluştu bu ilk hikaye. Yer yer tamamen kendi istediklerimizi yazdık, yer yer "Ee, şimdi?" diye birbirimize sorduk. Edebi kalite açısından(o yoğun edebi birikime diğer hikayelerimizin her kelimesinde rastlayabilirsiniz) diğer hikayelerimizin yanına yaklaşamadığı aşikar olsa da, FRA-MA Project'i başlattığı için çok önemli bir hikayedir.

------------------------

fragman
maersk




"Kolum çıkaat!" dedi Habeşistanlı Domates Bey Hanım. Onu duyan oğlu Ecevit, tuvalete oturup gazete okudu. Onu takiben devam eden 1 saat boyunca tuvaletten "Zurat!" sesleri duyuldu. Yer gök inledi. Tüm şehir dehşete düşmüştü. İnsanlar panik içinde oraya buraya koşturuyorlardı. Ve böylece kötü kalpli silgi kötü emellerine ulaşmak için bir adım daha yaklaşmış oldu. Zimbo Abi olan bitenin farkındaydı ve Japonya'ya gitti. "Taka nu sa! Hu da gomana! Zimbo abi çok yaşa! Hedua kotar şuşa?" "Böö!" dedi ördek Zimbo'ya cevaben. Sonra da karettayla paylaştığı kalorifer girintisine gitti. Bunu gören Gutukaest kutu kutu pense oynamayı önerdi. Sonra da oynamaya başladılar. Ancak penseler kutulardan düşünce hepsi üzülüp öldüler. Ölüm töreninde mini bir orkestra, kokteyl ve havai fişekler vardı. Bunlar Hawai'den gelmişti. Ancak yolculuk onları çok yormuş gibiydi. Kötü silgi Amutar için vakit gelmişti. Bunu önlemek sadece iki kişiye nasip olabilirdi, ama olmadı. Çünkü onlar başvuru tarihini kaçırmışlardı. Rehin alınan başvuru tarihi çok korktu ve altına yaptı. O artık özgür bir tarihti. Tüm şehirde onun adına düzenlenen festivaller 40 gün 8 gece sürdü. Sekizinci gecenin sonunda kıyamet koptu. Öyle ki, gülmekten nefessiz kalıp ölüyordu. Önce Gaağhk geldi. Sonra da Guuğhq. Ve en sonunda uçan, yaldızlı kaloriferler. Ama doktorlar hastanın istirahat etmesi gerektiğini söylediler. Böylece kıyamet milli istirahat teşkilatına [mit] katıldı. Sonra Guuğhk öğcûdû Gaağhk. Enriküğ bu duruma çok sevindi, ve ışıklı kulaklığına çıkma teklif etti ve sonsuza dek mutlu mutlu yaşadılar. Hatta mutlu mutlu mutlu mutlu. Mutluyum mutlusun mutluymuşsunuzmudur ki? Ne mutlu novandaz diyene? Hiç mutlu değil. Onun yerinde kim olsa mutlu olabilirdi ki. Hatta Göte ne demiş : götüme girme! demiş. Ve okulların karnı guruldamış. Tanrım sen bizi miyav miyav koru. Ge pisipisipisipisipisi. Ehuehuehuehuehueh Mediiic! Excuse me...

Okuduğumuzu anlayalım : Bu hikayede saçma bir şey var. Onu bulan novandaz vercem.






Hiç yorum yok: